Image Hosted by ImageShack.us
Contact Tables

I edited my layout at Bigoo.ws, check out these Myspace Layouts!
blog Layouts www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

Scroll images by bigoo.ws

Google




Bu site bir SATTİMGİTTİ BİLİŞİM ORTAKLIĞI yapımıdır Reklam Almak İçin Tıklayın
Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Ermeni Sorunu Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Paratikla.com - Internette Gezinirken Para Kazanın Paratikla.com - Internette Gezinirken Para Kazanın Image Hosted by ImageShack.us Pardus... Özgürlük İçin...
Image Hosted by ImageShack.us ...:::: AHMET MACİT'İN KİŞİSEL WEB SİTESİ :::....www.ahmetmacit.com.tr.tc - Blogcu


...:::: AHMET MACİT'İN KİŞİSEL WEB SİTESİ :::....www.ahmetmacit.com.tr.tc

18/5/2007 - ŞAMPİYON FENERBAHÇE

Kadim dostlara (ulusoy, polat, demirören triosu), hakemlere, zico'ya, edu'ya, deniz barış'a, deivid'e, beklenileni veremeyen formsuz futbolculara (volkan, appiah, serkan, önder, kezman vs) rağmen 100. yılda yine ŞAMPİYON FENERBAHÇE..

Buğulu bir cam, ayna bulunduğu zaman istemdışı olarak yazılan iki kelime. birbirine bu kadar yakışan iki kelime daha yoktur yeryüzünde.
gerçekleşmesi için 14-15 yıl hiç beklenmemiştir bunun, gerçi 100 yıl da beklense farketmez, buğu görüldüğünde yazılacak ilk şey bellidir her zaman.
Bazı mayıslar güzeldir, bu 2 kelimenin banyo sonrası aynanın, arabanın arka koltuğunda oturulan yağmurlu uzun yolların, sıkıcı derslerde karalanan boş sayfaların, boş kağıt verilip çıkılacak vize esnasında oturulan sıranın, suluboya yapan kardeşin resim defterinin tekelinden çıkıp tv ekranında sarı-lacivert yanıp söndüğünü görür sokağa fırlarız, bağdat caddesinde meşaleler yanar, bütün kış buğulanan camlara yazmakla yetindiğimiz kelimeleri doyasıya bağırır, haftalarca o kelimelerin yazılı olduğu tişörtlerle dolaşır dururuz.
bazı mayıslar ise o kadar güzel değildir, tamlayan bizi bırakıp başkasına gitmiştir, ama bu tamlamanın tamlananını sevmek için tamlayanına ihtiyacımız yoktur bizim, diğerleri kadar güzel geçmeyen mayıs akşamlarında da, başka renklerde formalar giymiş insanlar sokaklarda bağırırken de ilk görülen buğuya, ilk ele geçen boş sayfaya yazdığımız şey hep aynıdır. seven insan için gerçekler hep görmek istediği gibidir ne de olsa.

100 Yil Önce DoĞdu Şanli Efsane - 100 YaŞinda Mutlu Ol FenerbahÇe


ŞAMPİYON FENERBAHÇE

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/5/2007 - 19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN

 

19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI


Milletimizin tüm onur ve asaletiyle Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün rehberliğinde tarih sahnesinde bir defa daha şaha kalkışının başlangıcı 19 Mayıs 1919 tarihidir.

Bütün umutların tükenmeye başladığı bir dönemde Mustafa Kemal Atatürk'ün, 'Türk Milleti için bağımlı yaşamaktansa ölmek daha iyidir' diyerek Samsun'a çıkması, bağımsızlık ve özgürlük mücadelemizin de başlangıcı olmuştur.

Bu tarih ile birlikte Türk Milleti, kendi makus talihini tersine döndürmeye başlayarak, esaret altında var olunamayacağını ve kutsal vatan topraklarımızın ilelebet işgal edilemeyeceğini tüm dünyaya haykırmıştır.

Kurtuluş Savaşı bu destanın adı, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğindeki Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu destanı yaşatan milletin kalbidir.
19 Mayıs 1919'da Samsun'dan yakılan özgürlük ateşi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla birlikte kısa sürede dalga dalga tüm yurda yayılmıştır. Bugünkü mevcudiyetimizi ve özgürlüğümüzü o günlere borçluyuz.

Temelleri yine o günlerde Mustafa Kemal Atatürk tarafından atılan "milli egemenlik" ilkesi ile birliğimiz ve bütünlüğümüz sağlanarak, çarenin ancak millette olduğu tescillenmiştir.

Bugün de vazgeçilmez güç kaynağımız millet iradesidir. Bunun yaşatılması için hepimize ve özellikle de Atatürk'ün 19 Mayıs'ı armağan ettiği gençlere büyük görevler düşmektedir.


Sevgili gençler,

Binlerce şehit vererek, sıkıntı ve yokluklar içinde, büyük özverilerle kurulan Türkiye Cumhuriyeti sizlere emanettir. Bu değerli emaneti yaşatmak ve sonsuza kadar korumak, gelecek kuşaklara en iyi şekilde aktarmak, en başta gelen görev ve sorumluluğunuzdur.

Yakın bir gelecekte ülke yönetiminde söz sahibi olacak ve Türkiye Cumhuriyeti'ni omuzlarınızda yükselteceksiniz. Ülkemizi, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği çağdaş medeniyet seviyesine sizler taşıyacaksınız.

Sevgi, saygı, hoşgörü ve uzlaşma ortamı içinde üstesinden gelinemeyecek bir sorunun bulunmadığını unutmamamız gerekir. Birlik ve bütünlüğümüze yönelik her türlü saldırı veya tehdit karşısında daha fazla kenetlenerek hiç bir kimsenin, hangi amaçla ve ne şekilde olursa olsun, huzur ve güvenliğimizi bozmasına fırsat vermemeliyiz.

Ay yıldızlı bayrağımızın altında hepimizin bir ve bütün olarak yaşamasına imkan sağlayan demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetidir. Tüm kurumlarıyla dimdik ayakta olan devletimiz, gelen saldırılara karşı Cumhuriyetin temel değerlerini korumaya sonuna kadar kararlıdır. Bu durumun sonsuza kadar devam edeceğinden kimsenin şüphesi olmasın.

Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü, silah arkadaşlarını ve bu vatan için canlarını feda eden aziz şehitleri rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Gençlerimizin bayramını tebrik ediyor ve tüm vatandaşlarımıza selam
ve sevgilerimi iletiyorum.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/5/2007 - ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN

 

 

Bugün Anneler Günü. tüm annelerin anneler  günlerini kutluyorum. Satırlar açıp bu aşkı ifade etmek, bir kareyle objektife beraber gülümsemek, uyaklı sözlerle sevgiyi hecelemek…Annenize hissettiklerinizi bütün içtenliğinizle anlatın.Anneler günü kutlu olsun...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/4/2007 - 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN...

 

 

23  NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN...TÜM ÇOCUKLARIN BAYRAMI KUTLU OLSUN...HELE Kİ SON GÜNLERDE YAŞANAN OLAYLAR  İÇİN KENETLENELİM,BİRLİK OLALIM HER YERİ BAYRAM YERİNE  ÇEVİRELİM,BAYRAKLARLA DONATALIM ORTALIĞI

 

 

CUMHURİYETİMİZE SAHİP ÇIKALIM...

 

ATAMIZIN BİZE VERDİĞİ BU MİRASA SAHİP ÇIKALIM...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/3/2007 - 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜ KUTLARIM

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadın haklarının kazanılmasında nerelerden başlandığını ve bugünlere nasıl gelindiğinin hatırlanması için özel bir gün.

 

1857 yılında New York’lu dokuma işçisi kadınların daha insanca bir yaşam isteyerek, eşitsizliklere ve ayrımcılığa karşı sürdürdüğü mücadele ile başlayan süreçte 8 Mart, tüm dünya kadınlarının, kutladığı uluslararası bir güne dönüştü.

 

Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında ilan edilen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün geçmişi çok eskilere dayanıyor.
Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında ABD’nin New York kentinde başladı. Konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40.000 işçinin insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grev, polisin saldırısıyla kanlı bitti. Saldırı sırasında çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplanan 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında, Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin, bu yangında yaşamını yitiren 129 kadın işçi anısına 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasını önerdi. Kadın hakları hareketini, özellikle oy hakkını onurlandırmayı amaçlayan Kadınlar Günü önerisi oy birliği ile kabul edildi.
1975 yılında Dünya Kadınlar Yılı’nı ilan eden Birleşmiş Milletler Örgütü, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın tüm kadınlar için Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi.
Böylece 8 Mart, dünyada kadınların yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği bir gün haline geldi.

8 Mart tüm dünyada Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanıyor. Dünyada en fakir insanların büyük bir çoğunluğu kadın, eğitim almamış insanların büyük çoğunluğu kadın, erkeklere oranla %25-50 düşük ücretle çalışan kadınlar iken, dünya üzerinde her 5 kadından birisinin işkenceye maruz kaldığı bir evrende kadınlar gününü kutluyoruz!

Dünyada durum böyleyken, kendi ülkemizde, Türkiye’mizde kadınların çoğu hala görücü usulüyle evleniyor, 100 kadından 22’si yüksek öğrenim görüyor.

Berdel, başlık parası, töre ve namus cinayetleri, dayak, baskı ve gelenekler kadını hedef almaya devam ediyor.

Kısaca 21. yüzyılda Türkiye’de hala kadının adı yok...

Sevgililer Günü, Anneler Günü gibi özel günler tüketim çılgınlığı boyutlarına erişmişken, Kadınlar Günü sadece belirlenmiş bir tarih olarak takvimlerde yerini alıyor.

Geçtiğimiz haftalarda tecavüz sonucu anne olmuş, Güldünya Tören’in töre cinayetine kurban gitmesi bir kadın, bir anne olarak çok içimi sızlattı. Türkiye’nin gerçeği bu işte. Kendi isteği dışında hamile kalmış bir kadının katledilmesi. Suçlunun değil, kurbanın cezalandırılması.

Bu özel günde daha duyarlı olup, tüketim toplumunun kumlara gömdüğü başımızı dışarı çıkarıp daha fazla gerçeklere bakalım.

Olay sadece Türk Medeni Kanunu’nda yapılan bir takım değişikliklerle düzelmiyor. Değiştiremediğimiz gerçekler var maalesef.

8 Mart 1857’de New York’ta tekstil sektöründe çok ağır şartlar altında çalışan kadınların ayaklanmasıyla başlayan, 1977’de de resmiyet kazanan Dünya Kadınlar Günü, ülkemizde nasıl bir ehemmiyet ile karşılanıyor, kangren olmuş sorunlara nasıl yaklaşılıyor görüyoruz.

Türkiye’de kadınların TBMM’de temsil oranının 1930’lara kıyasla çok daha düşük olduğunu, erkeklerin iş dünyasında yönetici, kadınların ise çoğunlukla yardımcı konumlarda yer aldığını, 8 milyon kadının okuma yazma dahi bilmediğini düşünürsek, öncelikle eğitime önem verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu sağlıklı kuşakların yetişmesi için de önemli, kadının toplumda hak ettiği konumu bulmasında da.

Kadınlar Günü, şu an Türkiye’de kutlanacak boyutta değil kanımca, ancak belli konulara eğilinebilir, görmezden geldiklerimizi görebilir, çok sesli olup çözüm üretebiliriz hep birlikte.

Kadının hak ettiği yerde olduğu, eşit olduğu, bilinç düzeyi yükselmiş bir toplumda yetiştiririz umarım evlatlarımızı.

Nazım Hikmet’in çok sevdiğim bir şiirini Kadınlar Günü’müzde sizlerle paylaşmak istiyorum.

Esenlikle kalın.





KADIN
Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde
Yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir
Harman yerinde dokuz zilli
Köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal
O benim kollarım bacaklarım.
Yavrum, anam, karım, kız kardeşim
Hayat arkadaşımdır.

Nazım Hikmet

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/2/2007 - TÜRKİYE KYOTOYU İMZALA....

Kategori: YARDIM_FONU

KAMPANYA HAKKINDA BİLGİ

TÜRKİYE KYOTOYU İMZALA

“Türkiye Kyoto’yu İmzala” imza kampanyası Kyoto Protokolü’nün yürürlüğe girişinin ikinci yılında, 16 Şubat 2007’de bir basın toplantısı ile başladı.

İmza kampanyası 2 ay sürecek ve 16 Nisan 2007 tarihinde sona erecek. Toplanan imzalar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na teslim edilecek.

Bu kampanyada Türkiye’de yaşayan ve küresel ısınmadan kaygı duyan, küresel ısınmanın durdurulmasını isteyen herkesin imzasını bekliyoruz.

Hedefimiz en az 100 bin imza.

İmza kampanyası çeşitli alanlardan, aralarında sanatçıların, yazarların, akademisyenlerin, gazetecilerin, aktivistlerin de olduğu 100 kişiden oluşan ilk imzacıların duyurulmasıyla başladı.

İmza kampanyasına çeşitli standlarda ve internet üzerinden devam edilecektir.

İnternet üzerinden imza atmak çok kolay: www.kyotoyuimzala.org adresine girip isminizi bırakmanız yeterli.

Türkiye Kyoto’yu İmzala imza kampayasına katılın, küresel ısınmanın durdurulması için bir adım atmış olun.

Küresel Isınmayı Durdurun!

Türkiye Kyoto’yu İmzala!

Ne Kömür, Ne Petrol, Ne Nükleer, Güneş, Rüzgar Bize Yeter!

 

www.kyotoyuimzala.org

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/2/2007 - KÜRESEL ISINMA

 

 

 

 

HAYAT SADECE KENDİ YAŞATIMIZI SÜRDÜRECEK GEÇMEZ,ŞU ANIMIZDA VE GELECEK NESİLLERE YAŞANABİLECEK BİR DÜNYA BIRAKMAK BİZLERİN GÖREVİDİR,AMAÇ SADECE FENFAAT İÇİN PARA KAZANMAK DEĞİLDİR,TOPLUM İÇİN BİR ŞEYLER YAPMAKTIR...SADECE EĞLENCEDE DEĞİLDİR,BÖYLE KONULARDA DUYARLI OLMAKTIR...

 

 

 

Küresel ısınma asırlarca sürecek!

 

BM İklim Raporu insanlığın büyük bir felakete hızla yaklıştığını ortaya koydu. Havayı bugün kirletmeyi durdursak bile küresel ısınma yüzyıllarca sürecek. Sıcaklık 100 yıl içinde en az 1.8 derece, deniz seviyesi ise 18 santimetre yükselecek...

 

Atmosferi zehirli gazlarla kirletmeye devam edersek sıcaklık 4 derece artacak. Denizler 59 santimetre yükselecek ve kıyı kentleri sular altında kalacak. Hayvan türlerinin yarısı yok olacak. 4 milyar kişi susuz kalacak

Birleşmiş Milletler’e bağlı Hükümetler Arası İklim Değişikliği Grubu’nun (IPCC) endişe beklenen raporu dün Fransa’nın başkenti Paris’te açıklandı. 133 ülkeyi temsil eden 2 bin 400 saygın uzmanın hazırladığı rapora göre, küresel ısınma insanlığın sonunu getirecek boyuta ulaşıyor. Dünyanın ortalama ısısının son yüzyıl içinde 0.7 derece arttığını vurgulayan rapora göre küresel ısınmayı durdurmak artık imkansız. Çünkü yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarını hapseden karbondioksit gibi kirli gazların oranı kritik eşiği geçti. Biraz daha açmak gerekirse, zehirli gazlar salan yüzlerce devasa volkanın olduğu 650 bin yıl önce bile atmosferdeki karbon gazı oranı 300 ppm’di (metreküpteki partikül oranı)... 200 yıl önce sanayileşme başladığında bu oran 280 seviyesine seyrediyordu. Günümüzde ise 300 sınırını geçerek 379’a ulaştı. IPCC Başkanı Rajendra Pachauri, rapordaki çarpıcı verilerin anlamını şu sözlerle açıkladı:

“Dünyayı bugün kirletmeyi durdursak bile küresel ısınma yüzyıllar boyunca devam edecek. Karbonun atmosferdeki ömrü 200 yıldır... Yani 200 yıl sonra süreç tersine dönebilir. Bu durumda bile 100 yıl içinde ortalama hava sıcaklığı her 100 yılda 1.8 derece artacak. Yani daha az soğuk günler, daha sıcak geceler, öldüren sıcak hava dalgaları, seller ve yoğun yağışlar, yıkıcı kuraklıklar ve kasırgalarda artışlarla karşılaşacağız. Bunun felaket olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Çünkü bizi daha kötüsü bekliyor. Tahminlerimize göre atmosferdeki karbon oranı 2100 yılına kadar yüzde 44 daha artacak. Yani atmosfer kirlenecek ve küresel ısınmanın etkileri artacak. Ortalama hava sıcaklığı bu durumda 4 derece yükselecek. İşte bu sonun başlangıcı olacak.”

Sorumluluk insanlığın

IPCC, 2001’de yayınladığı raporda küresel ısınmada yüzde 60’lık payın insanların yarattığı kirliliğin olduğunu açıklamıştı. Dünkü raporda bu pay yüzde 90’a çıktı. Raporun altında imzası Prof. Kevin Trenberth en etkili uyarıyı yaptı: “Küresel ısınma durduramayacağınız bir şey. Bununla yaşamak zorundayız. Ancak küresel ısınmanın etkilerini azaltarak bir felaketi önleyebiliriz.

*Ortalama hava sıcaklığı 0.7 derece arttı

IPCC raporuna göre, dünyanın ortalama ısısı son 100 yılda 0.7 derece arttı. İlk bakışta az gibi görünen bu artış, kutuplardaki buzulların yüzde 14’ünün erimesine yol açtı.

Küresel ısınma nedir?
Küresel ısınma, fosil yakıtlarının kullanımıyla atmobfere yayılan karbondioksit ile metan gibi gazların, Ddünyanın ısısını hapsetmesiyle oluşuyor. Güneş’in yaydığı kızılötesi ışınlar yeryüzüne girerken kirli gaz kütlelerine takılmıyor. Kızılötesi ışınlar kara ve denizleri çarparak bir ısı enerjisi yaratıyor. Bu ısının da termal enerji olarak tekrar uzaya karışması gerekiyor. Ancak karbondioksit ve metan gibi atık gazlar, 120 kilometre kalındığındaki atmosferin orta bölümlerinde bir “kalkan” oluşturduğu için, normalde uzaya çıkması gereken termal enerjinin bir bölümü içeride hapsoluyor ve küresel ısınma meydana çıkıyor.

2007 en sıcak yıl olacak
IPCC’nin raporuna göre, meteoroloji kayıtlarının tutulduğu 1850’den bu yana en sıcak 12 yılın 11’i 1985’ten sonra yaşandı. 2007’nin en sıcak yıl olacağı açıklandı.

Sibirya’ya turuncu kar yağdı
Rusya Acil Durumlar Bakanlığı, Sibirya’da sarı-turuncu renkli kar yağdığını açıkladı. Küf kokan turuncu karın nedenin bölgedeki filtre sistemi olmayan fabrikalar olarak gösterildi.

Ağaçlar erken çiçek açtı
IPCC’nin raporunda, kış aylarının etkisini 40 yıl içinde kaybedeceği açıklandı. Sonbaharda yapraklar 7 gün geç dökülecek ve ilk- baharda çiçeklerin 9 gün önce açacak.

Eğer önlem almazsak İstanbul ‘batacak’
1 derece artarsa:

* Yılda 300 bin kişi küresel ısınma kaynaklı hastalıklardan can verecek.

* Buzulların erimesiyle denizler 18 santimetre yükselecek ve 50 milyon kişi evsiz kalacak. Kış etkisini hafifletecek. Alp Dağları’ndaki kayak merkezlerinin yüzde 40’ı karsız kalacak

2 derece artarsa:Sular 23 santimetre yükselecek. Deniz kıyısında yaşayan 80 milyon kişi taşınmak zorunda kalacak. Afrika’da 60 milyon kişi sıtmaya yakalanacak. Seller yüzünden 10 milyon kişi evsiz kalacak. Dünya üzerindeki bitki ve hayvan türlerinin yüzde 40’ı yok olacak.

3 derece artarsa: 1.5 ila 4 milyar kişi su sıkıntısı çekecek. 550 milyon kişi daha gıda kıtlığı yaşayacak. Her yıl açlık fazladan 3 milyon can alacak.

* Kuzey Buz Denizi ortadan kalkacak. n Kutup ayıları tarihe karışacak. Grönland üzerindeki buz tabakası tamamen eriyecek

4 derece artarsa: Tüm bunlara ek olarak dünyada tarım üretimi yüzde 40 düşecek.

* Kutup bölgelerindeki tundra örtüsünün yarısı yok olacak.

* Himalayalar’daki buzullar tamamen eriyecek. Çin nüfusunun yüzde 25’i susuz kalacak. Su savaşları başlayacak.

5 derece artarsa: New York, Londra, Tokyo ve İstanbul gibi kıyı şehirleri sular altında kalacak. Kutuptaki buzullar tamamen eriyecek. Deniz seviyesi aniden 4 metre yükselecek. Tarım üretimi duracak. Dünya nüfusunun yüzde 70’i açlıkla karşı karşıya gelecek.

 

Kırk yılda 3 Van Gölü kaybettik!

 

Çevre kirliliği ve tutarsız su rejimleri nedeniyle Türkiye sulak alanlarını hızla kaybediyor. Son 40 yıl içinde 3 Van Gölü büyüklüğündeki sulak alan kaybedildi. Böyle giderse Türkiye, su fakiri bir ülke olacak...

 

 

Su varlığına göre ülkeler sınıflandırıldığında, yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1000 metreküpten az olan ülkeler “su fakiri”, 2 bin metreküpten az olan ülkeler “su azlığı yaşayan”, 8 bin metreküpten fazla olanlarsa “su zengini” olarak kabul ediliyor. Türkiye’de bu sayı bin 400 metreküp civarında ve ülkemiz su azlığı yaşayan bir ülke konumunda. Türkiye İstatistik Kurumu’na göre 2030’da nüfusu 100 milyon olacak Türkiye’de kişi başına kullanılabilir su miktarı bin 100 metreküpe düşecek ve su fakiri bir ülke olmaya doğru gidecek. Sulak alanlar, doğal servetimizin bir parçasıdır. Dünyadaki tüm sulak alanların ekonomik değeri 14.9 trilyon dolar olarak saptanmıştır. Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği’nin hazırladığı rapor da durumun vehametini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Yok olma tehdidi altındaki tatlı su kaynakları

Tuz Gölü - Konya Havzası: Türkiye’nin ikinci büyük gölü ve en büyük Özel Çevre Koruma Bölgesi. Gölün öncelikli sorunu kuruma. Olması gereken büyüklüğün şu anda yarısı kadar alana sahip olan gölde her sene yeraltı su seviyeleri ortalama 1-2 metre düşüyor. Diğer önemli sorun ise kirlilik.

Beyşehir Gölü - Konya Havzası: Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü ve Milli Park alanı olan Beyşehir Gölü’nden tarımsal sulama amacıyla su çekiliyor. Bu nedenle göl yüzeyi küçülüyor ve sığlaşıyor. Çevre yerleşimlerin atıkları ve bazı sanayi atıkları da göle boşalıyor.

Meke Gölü - Konya Havzası: Havzanın diğer sulak alanları gibi kuruma sürecinde olan Meke Gölü parçalara ayrılmış durumda. Gölün küçülmesinde azalan yağışlardan daha çok havza bazında sürekli düşen yeraltı su seviyesinin etkili oluduğu gözleniyor, düşüşün nedeni ise aşırı ve plansız tarımsal sulama amaçlı kullanılan kaçak su kuyuları.

Eğirdir Gölü - Akarçay Havzası: İçmesuyu havzası olan Eğirdir Gölü, görsel zenginliği ile özgün bir turistik alan. Yapılaşma baskısının yanı sıra gölün derinliği son 30 yılda 2.5 metre düştü.

Bafa Gölü - Büyük Menderes Havzası: Gölü besleyen Büyük Menderes Nehri ile göl arasına yapılan barajlar ve Söke sulamasına verilen su gibi nedenlerle göl susuz ve oksijensiz kalmakta, küçülmekte ve toplu balık ölümleri yaşanmaktadır.

Uluabat Gölü - Susurluk Havzası: Gölün asıl sorunu kirlilik. Ayrıca Uluabat Gölü’nde yasadışı çeltik ekimi sorunu öne çıkıyor. Mustafakemalpaşa Çayı sularının yasadışı çeltik tarlalarına kaçak sedde yapımı ile yönlendirilmesiyle, alanın geleneksel tarım ve su düzeni daha da bozulmuş oluyor.

Gediz Deltası - Gediz Havzası: Gediz Deltası’nı oluşturan Gediz Irmağı, akışı boyunca endüstriyel atıkları ve havzadaki yerleşimlerin evsel atıkları ile kirletiliyor. İzmir kentinin giderek deltaya doğru genişlemesi, yeni konut ve sanayi alanlarının açılması da alanı tehdit eden başlıca sorunlar.

Fırtına Vadisi - Doğu Karadeniz Havzası: WWF tarafından belirlenmiş Türkiye ormanlarının öncelikli olarak korunması gereken 9 “sıcak nokta”sından biri. Taş ocakları, kirlilik, hidroelektrik santrallar, plansız altyapı (yollar ve yapılaşma), kontrolsüz turizm, yasadışı avlanma, toprak kayması bölgedeki başlıca sorunlar.

Küresel ısınmayı durdurmak için nasıl önlemler almalıyız?

Islak çamaşırları ipte kurutun
Ampüllerİnİzİ değiştirin. Enerji dostu yeni nesil ampuller, diğerlerinden yüzde 66 daha az enerji harcıyor. Evdeki ampullerinizden sadece 3’ünü değiştirdiğinizde, yılda 135 kilo karbon gazının atmosfere salınmasını önlersiniz. Çamaşırlarınızı makinede kurutmak yerine, telde kurutun. Yılda 315 kilo karbon gazının atmosfere yayılmasını önlersiniz.

Cipler binek otodan 2 kat daha zararlı
Ortalama bir cip, şehir içinde 10 kilometrede 3 kilogram karbon gazını atmosfere salıyor. 94 model bir Ford Escord için bu oran 1.8 kg. Yani ortalama bir arazi aracı, binek otomobilden yüzde 47 daha fazla karbon gazı üretiyor. Otomobilinizin lastiklerini ve hava filtresini sık sık kontrol edin. Fazla inik lastikler otomobilin daha fazla yakıt harcamasını ve yılda fazladan 115 kilo karbon gazının atmosfere yayılması anlamına geliyor.

Cihazları stand by’da bırakmayın
Fşyatları düştüğü için satışları da artan düz ekran televizyonlar, normal televizyonların 3 katı elektrik harcıyor. Ayrıca elektronik eşyalarınızı kullanmadığınız zaman stand by modunda bırakmayın. Cihazlar stand by modunda bile enerji tüketmeye devam eder. Ortalama evde 8 saat stand by’da bırakılan TV, DVD, müzik seti gibi cihazlar, yılda 450 kilo karbon gazının atmosfere yayılması anlamına geliyor.

Uçak yerine demiryolunu tercih edin
Ortalama 3 saatlik bir uçuşta Boeing 747 tipi bir yolcu uçağı 2 bin ton karbon gazını atmosfere yayıyor. Alışverişte de organik ürünleri tercih edin. Tarlada kullanılan gübre, böcek zehiri gibi kimyasal maddeler çevreyi kirlettiği gibi suyu da kirletir. Alışverişe giderken, yanınızda bez alışveriş torbası götürün. Böylece atık madde oranını azaltmış olursunuz.

Evlerdeki yalıtıma dikkat!
Dünyada tüketilen enerjinin yüzde 36’sı bir mekanı ısıtma veya soğutmaya gidiyor. İşin uzmanları tarafından bina çevresine yapılan yalıtım hem ısıtma masraflarını hem de enerji kullanımını, hem de karbon gazının atmosfere yayılmasını önleyebilirsiniz.

Sulak alanların yarısı şimdi çorak toprak
Türkiye‘de son 40 yıl içerisinde yaklaşık 1.3 milyon hektar sulak alan, yani toplam sulak alanların yarısı, son 40 yılda kurutma, doldurma ve su sistemlerine müdahaleler nedeniyle ekolojik ve ekonomik özelliğini yitirmiş.Bunda en büyük neden çevre kirliliği ve küresel ısınma... Bu alanlarda balıkçılığın yapılamaması önemli bir ekonomik kayıp.

TÜM DÜNYA ALARMDA!

Chirac: Bilinç devrimi şart
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, dünyayı kurtarmak için siyasi eylem ve ekonomik devrim çağrısında bulundu. “İklimsel intikamın kontrol edilemeyeceği gün yaklaşıyor: Geri dönülmez olanın eşiğinde bulunuyoruz” diyen Chirac “Bilinç devrimi, ekonomi devrimi, siyasi eylem devriminin zamanının geldiğini” söyledi.

Hollanda: Sular altında kalacağız
Hollanda, Fransa’nın başkenti Paris’te açıklanan iklim değişikliklerine ilişkin rapordan kaygı duyduğunu bildirdi. Çevre Bakanı Pieter van Geel, gelecek 100 yıl içinde, deniz seviyesinin ortalama 59 santimetre yükselmesinin öngörülmesine karşılık, bunun Hollanda için 85 santimetreye kadar çıkabileceğinin tahmin edildiğini söyledi.

İngiltere: Kendi sonumuzu hazırladık
İngiltere Çevre Bakanı David Milimand, raporun dünyaya verilen en ciddi uyarı olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Bu küresel ısınmaya inanmayanların tabutuna çakılan bir çividir. Eğer küresel ısınmanın etkilerini azaltamazsak insanoğlu, kendi sonunu hazırlamış olacak. Çocuklarımıza bir dünya bırakmak istiyorsak harekete geçelim”

Greenpeace: Bu son şansımız
Çevreci örgüt Greenpeace, raporu ‘alarm sireni’ olarak değerlendirdi. Greenpeace’den yapılan açıklamada, “2001’deki eski rapor uyanmak için bir çağrıysa, bugünkü rapor bir alarm sirenidir” denildi. Açıklamada, “İyi haber iklim sistemini ve insan etkisini anlamamızda büyük ölçüde ilerleme sağlanması, kötü haber ise geleceğimizin ne kadar tehlikede olduğunu bilmemiz” ifadesine yer verildi.

Petrol şirketinden uzmanlara rüşvet
ABD Başkanı Bush’a yakınlığıyla bilinen Exxon-Mobil petrol şirketinin finanse ettiği Amerikan düşünce kuruluşu American Enterprise Institute’un, dün BM şemsiyesi altındaki İklim Değişikliği Uzmanlar Grubu tarafından hazırlanan küresel ısınma raporuna itiraz etmeleri için bu grubun dışındaki bilim adamları ve ekonomistlere 10’ar bin dolar para teklif ettiği iddia edildi. 130 farklı ülkeden 500 bilim adamına mektup gönderen Enstitü, “Raporun eksiklerle dolu olduğuna ve analitik yaklaşımın izlerini yansıtmadığına ilişkin raporlar hazırlayın” dedi.

Okullarda küresel ısınma dersi
İngiliz Independent gazetesi, dünkü manşetiyle küresel ısınmanın İngiltere’de orta okul müfredatına zorunlu ders olarak gireceğini açıkladı. Gelecek Pazartesi günü yayımlanacak önerilere göre, öğrencilerin iklim değişimi ve küresel ısınmayı öğrenmesi, tüketici olarak sorumluluklarını anlaması hedefleniyor. Gazetede yer alan bir makaleyle planlara destek veren Eğitim Bakanı Alan Johnson, “Çocuklarımız farklı düşünmeli. Gelecek nesle eylemlerimizin nasıl küresel ısınmaya yol açabileceği ya da etkilerini nasıl sınırlayabileceği konusunda bir bilinç aşılayabilirsek, dünyayı kurtarabilecek bir kültür değişikliğini sağlamış oluruz” diye yazdı.

 

VATAN GAZETESİNE KATKILARINDAN DOLAYI TEŞEKKÜRLERİMİZİ SUNARIZ...

 

ORTAK TEPKİ KAMPANYAMIZ:

 

www.macitkardeslerelektrik.info.tr.tc

www.ahmetmacit.com.tr.tc

www.saticim.com.tr.tc

 

www.sattimgitti.com.tr.tc  ÇATISI ALTINDA...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/1/2007 - YENİDEN GERİ DÖNÜŞ

Uzun bir aradan sonra yeniden geri dönüş yapayım dedim...Vaktim olmadığından dolayı siteme herhangi bir yazı ekleyemedim...Şimdi fırsat bulmuşken bir şeyler ekliyeyim dedim...Aldığım yorumlar kadarıyla sitenin dizaynını beğenmişsiniz mor bir arka fon,müzikler olarakta heavy metal,black metal tarzi çok hoşunuza gitmiş ve böylece devam etmeye karar verdim...Tabii ki bir kaç ufak eklemede yapmadan olmaz demi... :)))  Sevgiyle kalın :))))...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/1/2007 - NE TARZ MÜZİK DİNLİYORSUNUZ..

Kategori: AHMET_MACIT

NE TARZ MÜZİK DİNLİYORSUNUZ BEN HEAVY METAL,BLACK METAL,DOOM METAL TARZINI BAYA BEĞENİYORUM...YANİ DİNLEDİĞİM ZAMAN SANKİ HUZUR BULUYORMUŞ GİBİ OLUYORUM ENTRESAN BİR ŞEY YANİ ÇOK COŞKULU BİR MÜZİK TARZI...SİZDİ BU MÜZİKLER VAR BAYA BİR KİŞİNİNDE HOŞONA GİTMİŞ...EĞER SİZDE İSTEDİĞİNİZ BU TÜRDE MÜZİKLER VARSA İLETİN SİTEEM KOYAYİM...TABİİ BUNUN İÇİN VAKTİMİN OLMASI LAZİM...EN BÜYÜK SORUN O BENİM İÇİN...ÖPÜYORUM SİZLERİ... :)))

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/1/2007 - ÇOCUK PORNOSUNA HAYIR

Kategori: YARDIM_FONU

 

ÇOCUK PORNOSUNA HAYIR

 

Son günlerde e-mail zincirleri üzerinde yayılan bir elektronik postada, dünyada her yıl 2 milyon çocuğun seks kölesi pazarına sokulmasına, 20 milyar dolarlık çocuk pornosu sektörüne karşı eylem çağrısı yapılıyor.

 

Çocukların cinsel sömürüsüne karşı siyah gün "Dini inancınız, siyasi görüşünüz ne olursa olsun, hangi toplumsal kesimden olursanız olun. Hepimiz çocuk olduk, Hepimizin çocukları var. Biz, dünyayı atalarından miras değil, çocuklarından ödünç aldığını bilenler olarak, vicdanı olan herkesi çocukların cinsel sömürüsüne karşı sizde bu kampanyaya katılın...İster internet sitenize bununla ilgili resim ekleyin istersenizde;

 

http://www.lightamillioncandles.com  adresine tıklayarak destek olabilirsiniz....

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


Hakkımda

E-MAİL: ahmetmacit@netbulmail.com HOTMAİL: deepblue_125@hotmail.com EKLEYİN KONUŞALIM,SOHBET,MAKARA,GIRGIR YAPALIM...

Arkadaşlarım

vedatbaltaci
satalfania
sattimgiddi
macitkardeslerelektrik
turkiyeyardimdernegi
frikikphoto
ermenisoykirimyalani
bloglist
blacksoft
08081993
abebe
Abhorrence
acunmert
aleynammca
Banshee
ahha
berf
beriltech
selince
britneyspearsturkey
crazyturk
DeFcaT
daffy
dolphin
elbebek
zizuuuu
reisinyeri
ufoyatasatancocuk
vatanim
twesty
tanza
ruzgarlisokak
SAKASU
SuCCuBuSS
salontaneratak
onurkayabasi
PITIRCIK
pinaryesiltay
mertce
LeSaReT
kirmizisaclikiz
katre
ibanez
handico
geyikfm09
DeliciouS
bujiterikatalog
BuLenTCaka1
zeyCEM
zeyca6
zinnureyn
WebHas
wolftr
TurkishF1
UkBlog
ttolqa
THEMANOFLOVES
turkiss
ucurumsel
sinan1612
sittir
SIZOFRENKELEBEK
serdaro
sabiha
ORKUNSANCAK
pitys
palmtree
meyl
iddaa
herosait
joezombi
EvrenBostan
geda
gezelim
eskisehirly
sonnur
Kleopatra81
finntwoche
sweetgirl
bebekler
aylin1
sametce
duha
Ginger
duyuru
zulfikarogluticaret
ARDAHAN75
yemekbulteni
ucuncugozsri
delhastro
darknesmavis
benyaziyorum
ozelderss
macit
tmIRC
hukuksal
Program Arama Motoru:

www.SENBUL.com Beyazzenci Toplist Link Sayfamız
Google
Web ahmetmacit
turkiye kuzeykibristürkcumhuriyeti

Copyring © 2006-2007 SATALFANİA Telif Hakları SATALFANİA' ya Aittir. DOMAİN HOSTİNG www.sattimgitti.com.tr.tc SİTE DEMO İÇERİĞE SAHİPTİR.WEBMASTER İRTİBAT MAİL: satalfania@mynet.com